7 Ağustos 2010 Cumartesi

Хьэт жегъэ1э! (H’at Jegha’a!)

“Bana Çerkesliği tek cümlede anlatabilir misin Abidin?”
“Tabii ki: Bugün yefen sonrası, kaşenimle şeşen oynadık.”

Yaşasın.

Bizim köyde vakt-i zamanında kaşen de, şeşen de, yefen de xabze dahilinde olurdu. Yani onların da kendilerine has kuralları, çerçeveleri vardı.

Şimdi ise onların xabzeleri yok, xabze onlardan ibaret.

Büyük ama kocaman ama çok büyük yüklerden kurtulduk, değil mi?
Yozlaşmanın, basitleşmenin, yok oluşun, nezaketle iç içe yeşermiş ve bugünlere gelmeyi başarmış Çerkes kültüründen uzaklaşmanın; kısacası ve amiyane tabiriyle attan inip eşeğe binişimizin en büyük ispatı düğünlerimizde şüphesiz.

Cegu ortamlarını seyrettikçe mesela… Neler mi görüyoruz?
Sırada sigara içen, laubali tavırlar sergileyen gençler.
Dans etmemesine rağmen en ön sırada bekleyip nezaketten uzak tavırlarla çevreye göz süzen genç kızlar.
Yeni figürler icat edip oyun sırasında kızın beline sarılan, ona arkasını dönen erkekler; dansta erkek figürü yapan kızlar.
Ayakkabılarını ve hatta çoraplarını çıkartıp piste atlayıverenler…

Saymakla bitmez.

Elbet xabze hocası değilim. Kimseyi eleştirdiğim de yok. Hoş, eleştirmek kötü müdür? Değildir. Ama bilirim, katlanamayız.
Hepimiz en asiliz. Hepimiz en bilgeyiz.
Bunların farkındayım.

Ben bu “yozlaşmanın sebeplerinden birinin” üzerinde duracağım.

İşin büyük kısmı thamadelerde bitiyor, benim penceremden bakıldığında…
Eskiden cegu ortamında baş köşede beklerdi thamadeler, cemiyet dağılana kadar. Bir süre dansla eşlik ederlerdi gençlere, sonra ise köşeye çekilirlerdi. Herhangi bir yanlış davranışta devreye girer, durumun düzeltilmesini sağlarlardı. Xabzeye aykırı davranılmasına mahal vermezlerdi. Ortamdaki her genç, onların sözüne değer verir, ayıplamalarından ölesiye çekinirdi.

Şimdi?

“Artık o xabzeler kalmadı.” diyorlar thamadelerimiz, hep bir ağızdan.
Gördükleri yanlışlara müdahale etmiyorlar. Müdahale etmeye gerek görmüyorlar.
“Bilmez onlar, gençler daha.” diyorlar; öğretmenin kendi görevleri olduğunu düşünmez ya da umursamaksızın.
“Ortam çoluk çocuğa kaldı.” Deyip küskün bir edayla odalarına çekiliyorlar, “ortamı çoluk çocuğa bırakmamak için gidip orada bulunmaları gerektiği”ni düşünmeksizin.
Ya da öylesi daha kolaylarına geldiği için…

Bir ihtimalle: belki de saygı görmeyeceklerinden çekindikleri,
Kısacası yine dönüp dolaşıp:
Gençlere kendi elleriyle verdikleri eğitimden bir türlü emin olamadıkları, buna güvenemedikleri için.

Kısır döngü, değil mi?

“Sen” eğitip büyütüyorsun.
Ama saygısına,
Yine “sen” güvenmiyorsun.
Ona Çerkesliği “sen” öğretiyorsun,
Ama Çerkesliğinin azlığını, sığlığını;
Bizzat kendin onaylıyorsun.

Lakin:
Bunları düzeltmek için ise hiçbir şey yapmıyorsun.
Odana çekilmeyi tercih ediyorsun.

Velhasılı:
İş büyüklerimizde bitiyor. Elimizi tutup bizi doğruya götürmesi gerekenler onlar.
Bize anlatması, öğretmesi, gerektiğinde azarlaması ve kulağımızı çekmesi, doğruyu bizzat göstermesi, uygulatması gerekenler onlar.
Önümüze geçip “Haydi gelin!” demesi gerekenler onlar.
“Хьэт жегъэ1э!” (H’at jegha’a!)* demesi gerekenler onlar!
Bizimle zaman geçirmeye önem vermesi, thamade olarak yanımızda bulunması, Çerkesliği ve xabzeyi en doğru şekliyle bize özümsetmesi gerekenler onlar.

Maalesef aile içerisinde çocuğu sevmekle bitmiyor iş. Biz topluma önem veren bir milletiz. Çocuklarımızı, gençlerimizi topluma hazırlamamız lazım.
Eskiden çocuklarımız zaten toplum içerisinde büyüyordu. Dolayısıyla zor olmuyordu adaptasyonları. Artık öyle değil malum. Özel bir emek gerekiyor çocuklarımıza, gençlerimize Adıge toplumunu ve xabze’yi öğretmek için. Bu konu ise, tembelliğimize ya da umursamazlığımıza feda edemeyeceğimiz kadar önemli ve acil.

Ha, diyeceksiniz ki “Bağcının hiç mi suçu yok?”
Yani biz gençlerin…
Elbet var.
Örneğin umursamazlığımız, sıkılganlığımız, tez canlılığımız, dik kafalılığımız vesaire…
Ve en önemlisi de, artık yaşadığımız şehirlerde bizim için xabze ve Adıge yaşayışından çok daha cazip bir çok seçeneğin olması. Sinemalar, tiyatrolar, kafeler, farklı kitaplar, farklı arkadaşlar…

Ama unutulmamalı ki bize daha doğduğumuz andan itibaren, sahip olduğumuz birikim ve kişiliği büyük oranda yükleyenler büyüklerimiz.
Dolayısıyla biz işin son hali isek, onlar başlangıcı.
Biz binaysak,
Onlar temel…

Elbet bir çok büyüğümüz var kültürüne emek veren, bilgisini ve görgüsünü gençlerden esirgemeyen. Ama maalesef çoğunluk yukarıda eleştirilen türden olsa gerek ki, bugün bu haldeyiz.
Geriye kalan ise, büyüklerimizi bizim zorlamamız galiba; öğrenmek için. Derlemek için. Saklamak ve hafızalara almak için. Yanımızda bulunmaları için. Yanlarında olabilmemiz için…

“Hadi öğret bana!” demek. “Hadi büyüğüm, anlat bana. Gel, lütfen şu düğünün kıyısında dur. Bizi onurlandır. Bize yanlışlarımızı anlat. Bize öğret!”

Belki o zaman aşarlar, görmekten korktukları saygısızlığa karşı olan çekingenliklerini.
Belki o zaman gurur duyarak gelir ve başımızda dururlar.
Belki o zaman “Bunu böyle yaparsanız daha doğru olur.” derler.

Ne dersiniz? Her cemiyetimizde bir büyüğümüz olsa yanı başımızda?
Onu onore etsek, o da cemiyetimizi onurlandırsa… Ona gerçekten ihtiyacımız olduğunu anlatsak, hissettirsek?
Onu davet etsek gelmediğinde?
Başköşeyi sahibine ayırsak
Ve bir Nart thamadesi göz kulak olsa bizlere?

Daha emin olmaz mıyız her şeyden?
Daha güçlü adımlar atmaz mıyız?
Daha direngen kılmaz mı bu bizi?

“Хьэт жегъэ1э!” dese biri,
“H’at” olmaz mıyız yeniden?

Tha bize ak sakallı ihtiyarlarımızı, güler yüzlü nenelerimizi bağışlasın.
Onlara gereken değeri verelim ki, hayat da bize değer versin.

*H’at – Hatti’ler… “H’at jegha’a!” deyimi “Hat’ın gücünü göster!”demektir ve Adıgeler arasında halen kullanılır.

4 yorum:

  1. Teşekkürler yazı için...JanMurat...

    YanıtlaSil
  2. Kültürel yozlaşmamızı bu güzel tespitlerinle haykırdığın için sana çok teşekkür ederim saygı değer gülsu hanım.

    YanıtlaSil
  3. 7 AĞUSTOS 2010'DA YAZILMIŞ BU ÇOK GÜZEL YAZIYI, 26.07.2011 TARİHİNDE GÖRME İMKANIM OLDU. BU YAZI GÜZELDE THAMADELERİ VEYA GENÇLERİ ELEŞTİRMEKLE ARTIK GEÇMİŞİ GETİRMEK MÜMKÜN DEĞİL.
    İŞİN EN KOLAYI ELEŞTİRİ YAPMAK, SUÇLUYU BAŞKA YERLERDE ARAMAKTIR.BURADA ELEŞTİRİ YAPTI DİYE GÜLSÜ HANIMADA KIZAMAYIZ.
    BİZLER XABZENİN ONDA İKİSİNİ EVİMİZDE ÖĞRENMİŞ İSEK GERİYE KALAN SEKİZİNİ SOKAĞA ÇIKTIĞIMIZDA ÇEVREMİZDE GÖRDÜĞÜMÜZ HAL VE TAVIRLARDAN ÖĞRENMEKTE İKEN, BU GÜN SOKAĞA ÇIKAN ÇOCUKLARIMIZ GENÇLERİMİZ BİZİM GÖREREK ÖĞRENME MUTLULUĞUNA ERDİĞİMİZİN DIŞINDA APAYRI KİŞİLER, FARKLI OLAYLARLA KARŞILAŞMAKTALAR, DOLAYISİYLEDE ETKİLENMEKTELER.
    BİZLER ADİGE'LERİN TOPLU YAŞADIKLARI YERLERDE YAŞADIĞIMIZ İÇİNDİR Kİ XABZEYİ AZ ÇOK ÖĞRENEBİLDİK. ŞİMDİ ADİGE'LERİN % 85 - 90'I ŞEHİRLERDE VE AYRI AYRI SEMTLERDE OTURMAKTA. BÖYLE OLUNCA DA HALİYLE BİR ARAYA GELME, GÖRÜŞME OLANAĞI OLMADIĞINDAN ELDE OLMADAN ÇEVREYE UYUM SAĞLANMAKTADIR.
    ÖNCE NEDENLERİNİN TESPİTİ, TESPİTİ TAKİBEN YAPILABİLECEKLER ÜZERİNDE ÇALIŞMA, DAHA SONRA ELEŞTİRİ OLURSA DAHA GÜZEL OLUR.

    YanıtlaSil
  4. ÜSTTEKİ SON YORUM SEBAHATTİN DEMİRKAN TARAFINDAN YAZILDI.

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...