* limon kolonyası bana hastaneleri, tütün kolonyası ise bayramları hatırlatıyor. limon kolonyasını kokladığımda "üşüdüm anne, üstümü ört.", tütün kolonyasında ise "ellerim üşüdü abla, istemiyorum..."* menekşeler pek güzeldir. ama sularken yapraklarını sakının. tüylü çiçeklerin yapraklarına su değmemeli.
arada sırada yumurta haşladığınız suyu da soğutup verin menekşenize.
* parlak yapraklı çiçeklerin yapraklarını da şekerli suyla silin. üşenmeyin, ruhunuz dinlenecek.
* yeşil fasulye ile yumurta ne alaka? sevmiyorum. çiğ ot kokuyor.
* yumurta da böyle... neyse bunu söylemeyeyim.
* el şakası da sevmiyorum.
* "ikametgah ilmuhaberi artık kullanılmayacak." diyen yalancılara inanmayın. neredeyse umumi tuvalet girişlerinde bile isteyecekler yeminle.
* tırnaklarım uzunken klavyede yazmakta zorlanıyorum. ama uzun tırnak da arada sırada olmak kaydıyla seviyorum. meslek icabı kısa manikür kullanmak zorundayım. bu da böyle bir çelişkimdir işte.
* zeka yaşımla fizyolojik yaşımın uyumundan ciddi manada şüpheliyim okuyucu kardeş.
* reklamlardaki kandırmaca cümlelere inanmayın. azıcık pimpirikli olun. mesela vodafone "kapsama alanının genişliğine güveniyor ve memnun kalmazsanız ücretinizi iade ediyor" değil. vodafone, "kapsama kalitesine" güveniyor. bu da ne demek? "kapsadım mı iyi kapsarım, kapsamadığım yerler için ise iade miade yok sana kardeşim. kör müsün hem, mahallende çekmiyorsa alma?" demek. dost acı söyler ey okuyucu.
* çocuğun okuluna "bizim veledin kapadokya gezisine gitmesine izin veriyorum. ama düşer müşer de kafası gözü patlarsa yeminle canınıza okurum, sahip çıkın!" mealinde fiyakalı bir dilekçe yazmışsan, gözün aydın. avukatsın.
* sular idaresine sokaktaki patlak boruyu tamir etmesi için beş sayfalık ve "zaten size gıcığım, evdeki musluklardan sarımsı bir su akıyor. aşağı mahallenin suyu tertemiz, bizimki çamurlu. belediye başkanının bizim partiden olmamasından dolayı yaptığı hiçbir işi desteklemiyor ve takdir etmiyorum. seçim sonuçlarını düşündükçe hala sinir basıyor, cumhuriyet elden gidiyor a dostlar! konumuza dönelim. kaldırımlar bozuk, sokaklar pis ve kedili, bizden aldığınız vergiler gözünüze dizinize dursun. alamanyada bu işler böyle mi ya? avrupa insan hakları mahkemesi kolceğizlerini açmış beni bekliyor. süründürürüm topunuzu!" mealinde fiyakalı bir dilekçe yazdıysan gözün aydın. artık "işi gücü olmayan emekli bir avukat"sın.
* yukarıdaki durumda emekli asker olma ihtimalin de düşük değil tabi.
* kırmızı bir vosvosum olmalı ve onunla yeni türkü konserine gitmeliyim!
* okuyucucuğum, sana böyle hitap etmek istedim birden.
* sonra yine gelirim.
0 yorum:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.