28 Ekim 2010 Perşembe

avukat kafası şişirmece

avukatsanız, günde on kez duyduğunuz, duymak zorunda kaldığınız diyaloglar vardır. öyle ki bazen otomatiğe bağlar, karşınızdakinin sorularına hiç dinlemeden rutin cevaplar verirsiniz. başlıyoruz:

farzedin bir akrabanızla karşılaştınız. kendisiyle daha dün görüşmüş olmanızın bir önemi yoktur. aynı muhabbet yine dönecektir:
- şimdi nerdesin sen? aynı yerde misin? (ofisi soruyor.)
- sıhhiyedeyim abi, evet aynı yerdeyim.
- bütün avukatlar da sıhhiyede zaten. (süper tespit, kutluyorum!) kendi büron mu yoksa başkasının yanında mısın? (bu neyi değiştirecek senin açından?)
- şimdilik başkasının yanındayım. (o da ne demekse?)
- hmm. kimin yanındasın? (ankara barosundaki 10.000 avukatı tek tek tanıyor ya muhterem... ondan soruyor.)
- falancanın filancanın...
- hmm. tanımıyorum. (çok şaşırdım.) ee bol bol yalan söylüyor musun bakalım? (al işte!)
- hayır, o ayrı konu. avukatlık yalancılık değildir. (kısa kes. ağzınla kuş tutsan anlatamayacaksın çünkü.)
- öyledir öyle. neyse, açsana kendi büronu... (oldu canım.)
- açacağım kısa sürede de işte... az biraz iş bağlama derdindeyim. (izah izah izah...)
- ya aslında bir iki icra işi alsan o da yeter. (hadi canım? ciddi misin?)
- (nurla dolu bir gülümseyiş.)
- eee, savunuyor musun  katilleri? hiç anlamıyorum nasıl savunuyorsunuz o adamları...
- şimdi abicim hukukta... (anam anam anam!) yani evet savunuyoruz. masum da olabilirler. ayrıca işkence görmemeliler bikbikbik...
- yok yok acıma yok sizde. haciz maciz... yazıktır. (borçlusunun evine hacze gitsem, 'kaldır ne eşyası varsa, donuna kadar al şerefsizin!' diye ter ter tepinecek olan da kendisi...) ya şey... aklıma gelmişken... bizim işyerinde patronla dün...
- (evet. bunu bekliyordum.)

bunun bir de şahit versiyonu vardır efendiler. duruşmada şahit dinleteceksindir. duruşma salonunun önünde zar zor buluşursun adamlarla. genellikle iki kişidirler, isimleri a ve b diyelim.

a biraz uzakta telefonla konuşuyordur mesela. b muhabbete girer:
b- avukat hanım mezuniyet nere? (sana ne?)
jan- istanbul hukuk.
b- hmm. bizim amca torunu da ordan mezun. (bana ne?)
jan- ne güzel.
b- kaç yıl oldu sizin? (arkadaşım zorlama, illa muhabbete girmek için kendini paralama. uslu uslu otur yerinde!)
jan- 2.5 yıl...
b- ee yeniymiş daha. x beylerle ne zamandır çalışıyorsunuz? (sorgu meleği...)
jan- 6 ay falan...
b- hmm o da yeniymiş. sizin iş de zor değil mi?
jan- evet zor. (mesela şu an o kadar zor ki... tahmin bile edemezsiniz.)
b- mesela bir katili savunur musunuz? (kaçınılmaz soru...)
jan- savunurum. (kısa cevap. kısa, kısa, kısa... yoksa susmaz, anlatamazsın!)
b- neden ama? adam birini öldürmüş, mesela çocukları yetim kalmış...
jan- şimdi ceza hukukunda sanığın savunulmasının temel nedeni... suçluluğu ispatlanana kadar herkes... (içses: allahım ne diyorum ben!) yani savunurum, onun da savunulmaya hakkı var. (en kısa ve net anlatım. oldu sanki.)
b- zaten türkiyede güçlü hep güçsüzü ezer avukat hanım... bikbikbikbikbkibkibkkkkkk!
jan- (ermişlere has bir ifadeyle gülümse.)
b- benim de bir davam vardı, trafikte adamın biriyle atıştık sonrasında adamın üç...

bu sırada diğer şahit a, telefon  görüşmesini bitirip yanınıza gelir ve oturur. size döner ve lafa girer:
a- mezuniyet nire avkatanım?
jan- (!!!)

evet, anladığınız üzere yukarıdaki sorular en baştan tekrar sorulacak. ve netice "bizim amcaoğlunun karısı geçen komşuyla tartışmış, balkonuna mandal atmış. kaç yıl yer?"e bağlanacak...

bitmedi!

bir de müvekkiller var!

farzedin hiç tanımadığınız bir müvekkil geldi ofise. dosyasıyla ilgili bilgi istiyor. selamlaşmadan itibaren başlıyoruz:
- merhaba avukat hanım. benim bir dosya vardı, bilgi rica edecektim.
- buyrun oturun, dosyanızı alıyorum hemen. (dosya bulunur.) hmm evet, sizin işe iade ve kıdem tazminatı davalarınız varmış, kıdem davası bilirkişi safhasında. diğeri de tanık aşamasında, tanık dinleteceğiz bu celse.
- nasıl yani? bitmedi mi ikisi de? (bitti, senden gizliyorum.)
- bitmedi.
- 3 yılda dava bitmez mi avukat hanım yahu? (bitirecekti hakim. bitirme dedim, bitirttirmedim.)
- maalesef genellikle böyle.
- ee peki biz niye para yatırdık dosyaya? (neden acaba?)
- ne parası?
- bilirkişi parası dediniz benden 250 lira aldınız? (ne kötüyüz biz! cepten yatırmak varken!)
- ama bu dava masrafı ve siz ödemek zorundasınız. biz cebimizden ödeyemeyiz, sizin vermeniz gereken bir meblağ bu.
- ödeyen avukatlar var. (o zaman onlara git!)
- yanlış yapıyorlar. dava masraflarını iş sahibi öder.
- cık cık cık! o nasıl iş, hem hakkımı arayıp hem para ödüyorum üstüne! ee peki kaç lira çıktı şimdi bize? (harçlar kanunu da bilirkişi ücretleri de benden sorulur zaten.)
- 2.000 lira alacağınız var.
- nasıl yani? öteki arkadaşlarım 5'er bin lira aldılar! (biz onları çok sevdik. işlerini daha iyi yaptık.)
- onların çalışma süresi daha fazladır ayrıca ücret bordrolarınd...
- e benimki neden az? (ohooo! sen ne anlatıyosun? bordroymuş!)
- beyefendi bilirkişi hesaplaması bu yönde ve hesapta hata yok.
- bilirkişiye rüşvet vermiş olmasın karşı yan? (ölür müsün öldürür müsün?)
- (!!!)

şu şekilde olanları da var:

saat gecenin 00.05'i, günlerden pazar.

jan- alo? buyrun?
- avkatanım?
jan- efendim?
- ben falanca filanca. duruşma günümü soracağıdım!
jan- (ne desen boş!)

bir müvekkilim var. hava teyze. sağolsun, her gün arıyor. hiç aksatmadan. ama hiç! diyalogumuz şu şekilde:
- avkat gızım, n'oldu benim nafaka?
- hava hanım, duruşmanız kasımın 11'inde. o güne kadar davada bir gelişme olmaz! ben duruşma sonrası sizi ararım, siz hiç merak etmeyin! böyle sık sık aramanıza gerek yok. (arama artııkkk, n'ooolur aramaa! ühü!)
- o davada (duruşma demek istiyor) nafaka çıkaa mı bana?
- kesin birşey diyemem ama muhtelemen hakim şahit isteyecektir.
- uzaa mı bu iş?
- en fazla 6 ay kadar...
- ooo çoğumuş ya! tamam gızım, rahatsız ettim bunca işinin arasında. bi isteğin emrin vaa mı?
- estağfurullah, sağlığınız...
- ben sana beypazarından yine guru geticen, seviyon nu guru?
- zahmet etmeyin lütfen!
- tamam duuşu getirün. salatalık duuşusu. oldu gızım, sen ararsın beni, bekliyon ben!
- iyi günler, meraklanmayın ben mutlaka arayacağım.
- tamam gızım.
telefon kapanır. hava teyze ertesi gün yine arar.
sabırsızlıkla 11 kasımı bekliyorum!

bu diyalogları sıkıcı yapan, her gün ama her gün birkaç tanesiyle mutlaka karşılaşıyor olmanızdır. bir süre sonra elinizde bir broşür taşıyasınız gelir:
"istanbul hukuk mezunuyum. 2.5 yıllık avukatım. an itibariyle sıhhiyede bir ofiste çalışıyorum. kendi büromu açmadım ama en geç altı ay içerisinde açacağım. katilleri savunurum. yalan söylemem, inanmadığım kişiyi savunmam. dava masrafları davacı asile aittir. öptüm, bye."

2 yorum:

  1. a-yalaniniz da parayinan,cok da gazaniyonuz:)))

    YanıtlaSil
  2. ha ha ha, ben de bi tek bizim meslekte var sanırdım kafa sisirmece,

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...