12 Ekim 2010 Salı

gülümsetin

güzel şeyler söyleyin.
insanların  ruhuna dokunun doğrudan.
kaybetmeyeceksiniz...
sabah iş arkadaşınıza dönüp "kırmızı çok yakışmış!" deyin birdenbire...
yüzündeki gülümseme iyi gelecektir ona, sabahın o erken saatinde.
bankadaki nemrut memureye "bu yoğun iş temposuna rağmen hala gülümsüyor olmanız ne güzel!" deyin.
asık suratı o an toparlanacaktır.
asansörde selam verin tanımadığınız birine.
otobüste hapşıran kadına "çok yaşa!" deyin.
herhangi bir yerde karşılaştığınız herhangi bir bebeği sevin.
sevdiklerinize hediyeler verin, küçücük de olsa onları hatırladığınızı gösterecek şeyler.
insanları mutlu edin...
ya da en azından üzmemeye gayret gösterin onları; mutlu edemiyor bile olsanız...

incelikli olun. 
çantanızla çarpmamaya özen gösterin çevrenizdekilere...
sigara tiryakisi iseniz, yolda yürürken içmeyin mesela sigaranızı ki arkanızdan yürümekte olanlar boğulmasın dumanınızda.
rahatsız etmemeye çalışın insanları, doğayı, hayatı...
metroda yanınızdaki kişiye çok yaklaşmayın mesela.
cep telefonunuzla uzun uzun konuşmayın kalabalık yerlerde.
aceleniz yoksa, yavaş yürüyecekseniz kaldırımın kenarından yürüyün...
işinizin geciktirildiği bir bankada öfkeyle bağırmak yerine nezaket ve saygıyla anlatın derdinizi. 

teşekkür edin, sık sık... marketteki tezgahtara, kalemdeki memura, iş arkadaşınıza, annenize, size yol veren tanımadığınız adama, servisinizi yapan garsona...
içinizdeki her güzel şeyi paylaşın insanlarla. sevgiyi, aşkı, huzuru, mutluluğu, gülünçlükleri... kısacası insanoğlunu gülümsetebilecek herşeyi dilinizin ucunda tutun...
kötü şeyler bir köşede bekleyebilir, saklayın onları derinlerde... onlar da güzelliğe dönüşecektir siz hayata bakış açınızı değiştirdikçe, emin olun. dolayısıyla dışarı yansımalarına izin vermeyin.

asla hakaret etmeyin!
hakaret tanımınızı geniş tutun. sizin için hiçbir farkı olmasın okkalı bir küfürle "salak" kelimesinin...
sabrınız son sınırında da olsa, hiçkimseye argo bir söz söylemeyin.
unutmayın ki karşınızdaki insan, sizin çizdiğiniz sınırın ötesine geçemez.
ama siz ona bayağı bir sınır çizerseniz, aşağılara çekerseniz hattınızı; o sizin çizginizin daha da altına çizecektir kendi sınırını.
öfkesine sukunetle, hakaretine saygıyla karşılık verdiğiniz kişi ise şaşıracak ve toparlayacaktır kendini.

sabredin. soğukkanlı olun. neşeli olun.
"iki yüzlü olun." demiyorum size!
ya da "içiniz içinizi yerken bunu gizleyin." de demiyorum...
"güzel bakın." diyorum.
"güzel şeyler söyleyin." diyorum.
zamanla güzel görmeye, güzel düşünmeye ve güzel hissetmeye başlayacaksınız, inanın buna...
daha iki gün önce güzel bir yönünü görmek için çaba sarfettiğiniz bazı şeyler kendiliğinden güzel gelmeye başlayacak size.
garanti ediyorum: sekreterinizi bile seveceksiniz! :)

3 yorum:

  1. Siz bunları gerçekden yürekdenmi diyorsunuz...
    siz bunları söylerken yapıyormusun????
    bunları merak ediyorum....

    YanıtlaSil
  2. "biz" bunları söylerken "yapıyorum."
    uygulamasaydım bunları, yazmazdım. :)

    YanıtlaSil
  3. yoksa bız kardesmıyız :))

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...