herşey, geçen yıl o aslında yüzünü dahi görmekten ecelden korkar gibi korktuğum doktor kişilerinden birisi ile tesadüfen yüzyüze gelmemle başladı:
- bence senden bir tahlil alalım.
- (kekeleyerek) ne... ne... neden?
- yüzünün rengini beğenmedim. kansız olabilirsin.
- be... be... ben, değilim. kansızlık yok bende.
- nereden biliyorsun?
- ...
- evet, bence bir tahlil alalım.
- !%&/?+!('^?/
tahliller için kanı verdik. ertesi gün neticeler çıkacak. benim "hastalık hastalığım" ve "hastane fobim" depreşmiş durumda tabii; ölüyorum, anlatamam size! kıvranıyorum, isilik çıkardım sıkıntıdan kış günü, test sonuçlarını almaya dahi yalnız gidemiyorum, kardeşimi sürüklüyorum peşimde... hastanenin kokusu, hemşirelerin önlükleri... herşey mahfediyor beni!
aldık tahlil sonuçlarını nihayet, gittik. profesör amca neticelere baktı, kaş altından - gözlük üstünden bir bakış fırlattı yüzüme:
- bayılma var mı?
- (aman allahım! kanserim ben kesin! ölecek miyim? kaç günlük ömrüm kaldı? ağlarım yeminle yaa!) ba... ba... bayılma mı? yoo... yok! hayatımda bayılmadım ben. ne... neden ki? (bariz titriyorum.)
- hemen gidiyorsun, bir ünite kan alıyorsun. çünkü bayıltabilecek derecede kansızsın, demir eksikliğin var. ertesi günden itibaren de demir desteğine başlıyoruz.
- bu kadar mı?
- evet, bu kadar...
- ba... başka birşeyim...
- yok, sadece demir eksikliğin var. beslenmene dikkat edeceksin, demir takviyeni ihmal etmeyeceksin. aspirin almak yok. tabletler bitince de pekmez, üzüm gibi demiri bol besinler yemeye devam... bu olaya kadınların %80'inde rastlıyoruz. gayet normal bir durum yani, sadece beslenmene dikkat etmen lazım hepsi bu.
- (yaşasın beee!) tamam, teşekkürler!
ohh, süper nan! bundan sonra hep gelirim ben bu doktor amcaya. iyiymiş ki doktora gitmek, kötü değilmiş.
he anam he. gidersin.
eh evet, hastalık hastası gibi birşeyim ben, ne yapayım; böyleyim işte. korkuyorum doktorlardan, çok fena... hayatımda hiç "grip oldum." diye doktora gitmemişimdir mesela. kendiliğinden geçer. geçsin. geçecek. geçmese de gitmem. nefret ediyorum. korkuyorum. ödüm kopuyor. ömrümden ömür gidiyor. hasta olup evimde battaniyenin altında camış gibi yatayım, doktor yüzü görmeyeyim. yavaş yavaş ölürüm, grip tahlili sonucu beklerken korkudan bir anda ölmem o kokulu hastanede hiç olmazsa... pöf!
neyse.
kızılay'da iki gün oyalandıktan sonra üçüncü gün, 0 rh+ kan vericimi (kuzenimi) kolundan tutup götürmem ve değiş tokuş usulüyle, stoktaki bayat kanlardan bir ünite almayı başardım.
oturduk, kanı bağladılar. benim öd kopa kopa bitmedi tabi hala; titriyorum korkudan... kardeşim de yanımda tabii, çaresiz. cesaret alıyorum ondan, ölümcül ameliyata giriyorum ya sanki! eni boyu bir iğne arkadaş, ne korkak insanmışım!
zaten acımadı. sadece buzdolabından çıkan kan biraz soğuktu, üşüttü.
kanı böylece aldık. ertesi günden itibaren de bana ilaç olmayan, ek demir desteği sınıfından minik tabletler verdi doktor; normalde kullanılan dozun iki katı... pek güzellerdi, pembelerdi. bilemezdim...
demir tabletlerini üç ay alacaktım. aldım da...
üç ayın sonunda...
hayatım boyunca ne yersem - ne kadar yersem yiyeyim 57 - 58 kilonun üstüne çıkmamış olan ben, 65 kiloydum!
57'den 65'e... 8 kilo! 3 ayda!
üstelik bunu farketmem, yürürken sürekli elimde ağır bir poşet taşıyor hissine kapılmamla oldu! o kadar hızlı kilo aldım ki, anlayamadım bile ne olup bittiğini! ben görünüşümü yadırgayacak duruma gelmeden, vücut verdi kendi kişisel tepkisini; "neler oluyor? aman allahım! omuzlarımda bir dana oturuyor sanki!" feryatları ile... evet, gerçekten dana kadar vardım artık. gerçi boyum 1.68, bu kiloyla da obez değilim... ama ağırlaştım bariz işte, asıl sorunda bu!
hem hayatımda hiç bu kiloya çıkmadığım, hem de çok hızlı kilo aldığım için aynada kendimi tanıyamaz hale geldim!
ben ki hayatımda hiçbir zaman diyet yapmamışım, diyet yapmayı da bilmem. kaldı ki asla kilo almayan bir bünyem vardır; gün içerisinde çikolataları, pastaları, hamur işlerini paket paket, tabak tabak götürürüm; bana mısın demem... bu özelliğim nedeniyle kıskanılırım, çevremdeki kadınlar sürekli "ayy ne güzeeel, senin kadar ben yesem yerimden kalkamam!" der... her daim diyet yapan kadınları felaket antipatik bulurum, bir yere yemeğe gidildiğinde "ay ben rejimdeyim, sadece salata..." diyen kadınlara sinir olurum! günde bir paket beyaz çikolata ve bol şekerli kahve alışkanlığım vardır, bırakamam. tahin - pekmez'e, ay çöreğine, psıhalıve'ye, bol yağlı kurufasulye - pilav'a, pizzaya, pideye, pastaya, revani'ye ve bilimum kalorili şeylere zaafım vardır, onlarsız edemem!
işte bu nedenlerle, bu diyet denen şeyden kaçabildiğim yere kadar kaçtım!
ben diyetten hep nefret ettim!
ama sonunda...
aman allahım...
kaçınılmaz son!
ve evet, bir haftadır diyetteyim. diyetisyen bir arkadaşımın yardımıyla...
başlarken dedi ki bana, "senden bir iki tahlil isteyeyim, ondan sonra uygun olan diyeti buluruz."
tepkim?
evet, tahmin edeceğiniz üzere...
"tahlil yaptıracağıma yüz kilo olurum, daha iyi!"
yaptırmadım tabii.
arkadaşım bana bir diyet listesi yazdı, gönderdi çaresiz.
içinde çikolata yok.
kurufasülye ve pilav az var.
psıhalıve, pasta, pizza, tatlı da yok.
ot var hep.
en acısı... nestle beyaz çikolata ve nutella da yok.
hep ot var.
bugün diyetimin 6. günü.
ölmedim hala.
kabus gibi bir şey bu diyet dedikleri bence. düşünsenize, istediğinizi yiyemiyorsunuz!
"rejimdeyim ben!" diyorsunuz! ne kadar itici bir cümle... insanların yanında "ben develer gibi yiyip şiştim de, şimdi biraz hafiflemem lazım."a gelen bir ifade... çok çirkin!
bakın mesela şu anda açım. açlıktan ölüyorum. ama günlük kalori limitimi doldurduğum için yiyemem bir şey. üstelik saat de çok geç. eskiden olsa, yani bu demir desteklerini kullanmadan önce... şu anda muhtemelen yarım ekmek bitmişti.
çok itici: "sabahları iki kibrit kutusu kadar peynir, iki dilim kepekli ekmek..."
böğk!
sanki... ne bileyim böyle... anlatamıyorum işte. ama itici bir şey bu. hele ki alışkın değilseniz...
"ben rejimdeyim, sadece salata..."
bitmez bu diyet arkadaş. bitmez!
gurban olurum, yoluna ölürüm nutellam! bekle beni!
nestle'm! beyazım! sen de...
ek: kansızlık nedeniyle demir desteği alan - alacak olan kadınlar, yediklerinize gerçekten dikkat edin. çünkü gerçekten kilo yapıyorlar.

bu macera hic yabancı gelmedi bana:)tecrübelerime dayanarak size tek önerim:ye ic ama hergün en az 30dk yürü:) kolay gelsin.....
YanıtlaSil