Bir karar aldım.
Zor, çok zor bir karar...
Gelgelelim öncesine...
Hukuk fakültesini bitirdikten sonra her avukat adayı, bir yıl staj yapar. Bu bir yıllık stajın bitiminde detaylı güvenlik araştırmalarından sonra bize bir "avukatlık rushatı" verilir ve mesleğe adımımızı atarız.
Buraya kadarı güzel bir hikaye gibi, değil mi?
Evet, öyle aslında. Asıl zahmetli olanı da zaten bunun sonrası...
Mesleğe başladığımızda önümüzde çok zorlu bir yol vardır. Zira sokaktaki avukat enflasyonu, babadan - dededen avukat olup da hukuk bürosunu zerre kadar emek sarfetmeden avcunda bulan bir çok meslektaş, meslekte geçirdiği yılların getirisi olarak bulunduğunuz şehirdeki dosyaların yarısından çoğunu elinde bulunduran eski - tecrübeli avukatlar grubu ve bütün bu şartlarla mücadele etmek zorunda olan, fakülteyi yeni bitirmiş, gencecik, tecrübesiz, hayali çok - dayanağı yok bir avukatcık...
Denklem ne kadar da orantısız değil mi?
Çare nedir bu durumda? En kestirme yol, başkasına ait bir büroda sigortalı olarak çalışmak.. Bu durumda iken genellikle kendiniz iş alamazsınız, zira hem büronuz kendi işlerini aksatacağınız düşüncesi ile buna izin vermez; hem de zaten iş peşinde koşacak, müvekkil ayarlayacak zamanınız yoktur. Sabah 08.30 - akşam 19.00 (ki bu kağıt üstü mesai sonu saatidir, uygulamada bu 20.00'yi, 21.00'i de bulur) çalışırsınız. Eh, buna cumartesi de dahil...
Bu şekilde 2 - 3 yıl çalıştıktan sonra, bulunduğunuz yerde yeterince çevreniz varsa (aileden gelen...) ofisinizi açmanız en mantıklısıdır.
Ya çevreniz ve kendinizi tanıtıp iş alır hale gelene kadar sizi idare edecek sermayeniz yoksa?
Mesela ben...
İşte ben bu kararı aldım, ofis açma kararını...
Ankara'da dayım olmamasına rağmen... :)
Mart ayı başında kendi ofisimi açacağım...
Mart başına kadar bir şirketten vekalet alabilsem, mesela şöyle tahsilat için ayda 20 - 30 senet gönderecek... Herşey inanılmaz kolaylaşacak... Ya da bir banka, bir ticarethane, bir site; her neyse, sabit bir yer...
Duyar gibiyim şimdi "Eh be Münteha, senin de çevren yoksa!" diyenleri. Ama inanın yok. Yani Ankara'da yok. En azından müvekkilim olabilecek bir şirketim, bankam, işyerim yok.
Ama başkasının ofisinde avukatlık yapmanın da sonu yok... Dolayısıyla işe bir yerden başlamak gerekiyor. Oldukça cesur bir karar benimki, biliyorum. Cesur davranırım genellikle zaten; ama bu denli cesur bir kararı ilk kez alıyorum.
Mart ayı başında inşallah kendime ait, minik bir ofisim olacak. Sonrasında ise dilerim ki uzun zaman geçmeden, davalarım...
Ha, en kötü yönü de nedir biliyor musunuz? Avukatların reklam yapması yasaktır. Ama şu kadarı değil: "Dışarıdan sözleşmeli olarak dava ve icra takiplerini yürüteceğim bir şirket ile beraber çalışmak istiyorum."
Okuyucularımın bilgilerine... :)
Sizlerin o değerli başarı dilekleri bekliyorum. :)
Hayırlısı bakalım...
0 yorum:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.